VitAnimal, 42ler Pharma'nın destekleyici Pet ürünleri alanındaki özel markasıdır.

Email Adres

info@42ler.com

Telefon

+90 850 640 18 11

Feline Enfeksiyöz Peritonitis (FIP), Feline Koronavirüs (FCoV) enfeksiyonunun nadir fakat genellikle ölümcül bir formudur. Klinik belirtilerin çeşitliliği, tanı araçlarının sınırlılıkları ve hastalığın ilerleyici seyri, FIP’in doğru tanısını zorlaştırmaktadır. Bu makalede, FIP şüphesi uyandırabilecek hasta özellikleri, klinik semptomlar ve güncel tanısal yöntemler akademik bir yaklaşımla ele alınmaktadır.


FIP, Feline Coronavirus’un (FCoV) mutant bir formunun neden olduğu, immün-aracılı sistemik bir hastalıktır. Özellikle genç yaşta, stres altında, bağışıklığı baskılanmış veya genetik olarak yatkın kedilerde ortaya çıkma eğilimindedir. Etkili bir tedavinin uzun süre mümkün olmaması ve tanının zorlukları nedeniyle FIP, kedi pratiğinde dikkatle ele alınması gereken bir olgudur.


2. FIP Gelişimini Etkileyen Hasta Özellikleri

  • Yaş: Vakaların yaklaşık %70’i 1,5 yaş altı kedilerde görülmektedir. Ancak ileri yaştaki bireylerde bağışıklık sisteminin baskılanması FIP riskini artırabilir.
  • Irk: Safkan kediler, özellikle genetik benzerlikleri nedeniyle FIP’e karşı daha duyarlıdır.
  • Köken: Kalabalık yaşam alanları (barınak, kedi çiftlikleri, pansiyon vb.) ve stresli ortamlar, virüs yükünü ve mutasyon olasılığını artırarak hastalığın ortaya çıkma riskini yükseltir.
  • Geçmiş hikaye: Sık hastalanma, yetersiz gelişim, stresli olaylar (taşınma, operasyon, pansiyon konaklaması), kilo ve iştah kaybı gibi etkenler FIP gelişimini tetikleyebilir.

3. Klinik Belirtiler

FIP’in “yaş” (eksüdatif) ve “kuru” (non-eksüdatif) olmak üzere iki formu tanımlanmıştır.
Genel semptomlar:

  • Sürekli, döngüsel ve antibiyotiklere yanıt vermeyen ateş
  • Kilo kaybı ve iştahsızlık
  • Letarji
  • Karın distansiyonu (asit)
  • Dispne (plevral effüzyon varlığı)
  • Sarılık

Spesifik belirtiler:

  • Rinit
  • Oküler semptomlar (üveit, retinit – unilateral veya bilateral)
  • Nörolojik semptomlar (ataksi, nöbet, arka ekstremite zayıflığı, titreme, yürüyüş değişiklikleri)

4. Tanısal Değerlendirme

FIP için kesin tanı koymak zordur. Tanıda klinik semptomlar, laboratuvar bulguları ve ileri görüntüleme/tanısal testlerin birlikte değerlendirilmesi esastır.

4.1 Hematolojik ve Biyokimyasal Bulgular

  • Anemi
  • Lökositoz, özellikle nötrofili
  • Lenfopeni
  • Hiperglobulinemi
  • Hipoalbüminemi
  • Albümin/Globulin (A/G) oranı <0.6
  • Hiperbilirubinemi
  • fSAA (Feline Serum Amyloid A) yüksekliği
  • Karaciğer enzimlerinde değişiklikler

Not: A/G oranı <0.6 klasik bir FIP göstergesi olarak kabul edilse de, bu oran başka hastalıklarda da gözlenebilir. Bazı FIP vakalarında ise normal olabilir.

4.2 FCoV Titre Testi

Yalnız başına tanı koydurucu değildir. Yüksek titre sağlıklı FCoV enfekte kedilerde de bulunabilir. Negatif titre, FIP’i ekarte ettirmez.

4.3 RT-PCR Testleri

  • BOS, göz içi sıvısı, abdominal veya plevral effüzyon üzerinde yapılabilir.
  • Sıvılarda yüksek spesifiklik ve orta düzey duyarlılık sunar.
  • Kan örneğinde güvenilir değildir.
  • %30’a kadar yanlış negatif sonuç alınabilir.

4.4 Biyopsi ve Aspirasyon

  • Lenf nodları veya granülomatöz lezyonların ince iğne aspirasyonu ve RT-PCR ile test edilmesi tanıda yardımcı olabilir.
  • İnvaziv biyopsi ve cerrahi işlemler yalnızca gerekli durumlarda tercih edilmelidir.

5. Tanısal Yaklaşım ve Tedavi Kararı

FIP tanısı, farklı test sonuçlarının birlikte yorumlanmasını gerektirir. Özellikle nörolojik ve oküler FIP olgularında kan testleri yetersiz kalabilir. Bu nedenle BOS ve göz içi sıvısı analizi önerilir.

Tedaviye Yanıtla Tanı Doğrulama:
RT-PCR sonuçları gecikebilir. Bu nedenle, yüksek şüphe durumlarında antiviral ajanlara (örneğin GS-441524 veya FIPGL23 gibi türevler) başlanarak, tedaviye alınan klinik yanıt doğrultusunda tanı desteklenebilir.


6. Sonuç ve Klinik Öneriler

RT-PCR ve fSAA gibi testlerin yanında klinik gözlem ve hasta geçmişi her zaman dikkate alınmalıdır.

FIP şüphesi, anamnez, fizik muayene ve destekleyici testlerle birlikte değerlendirilmelidir.

Tanı koymada kesinlik genellikle zordur; tedaviye verilen yanıt, tanısal sürecin bir parçası olabilir.

Erken müdahale, yaşam süresini ve tedavi başarısını ciddi şekilde artırabilir.